30 Aralık 2009 Çarşamba

Nefes

Bana getirdiklerinden fazlaydı. Benden götürdüklerin.
Bense sadece kendime saklamıştım söylemek isteyip de söyleyemediklerimi.
Simdi söylesem ne sen duyacaksin. Ne de bir anlami olacak söylediklerimin.
O yüzden susacağım.. Boşa tüketmeyeceğim nefesimi.

(Deniz Çetin)

24 Aralık 2009 Perşembe

Tabut

Anlamını bir de bana sorun hayatın. Toprak altına gömülmüş bir tabuttayım. Ne sitem ne dert ne tasa. Kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağa kadar yastayım..

(Deniz Çetin)

18 Aralık 2009 Cuma

Hayat

Hayat işte. Anlamaya çalışma sadece yaşa.. nefes al.. Birşeyler yap. uğraş çabala.. Çalış, barış, küs eğlen, gez, toz izle dinle dokun.. Ama anlamaya çalışma. Bırak o aksın.. Çünkü ne yaparsan yap hayat devam edecek.. Zaman hep akacak sen olsan da olmasanda.. Unutma kum tanelerini sayarak kum saatini durduramazsın

(Deniz Çetin)

11 Aralık 2009 Cuma

Umut

Yeter ki insanın içinde umut olsun. yol elbet bulunur yürümeye...

(Deniz Çetin)

Nasıl ?

Birbiriyle alakasız onca cümle arasından kafamdan geçenler işte bunlar dediklerim değil.. Çünkü anlatacaklarıma yetersiz kalır kelimeler. Çaresiz kalır düşünceler. Isteklerimiz bitmez. Ben sadece yaşadığımı hissetmek istemiştim. Soğuğu tatmadan sıcağı. Acıyı tatmadan tatlıyı bilemiyoruz. Ölümü tatmadan yaşamı nasıl bilicez.?

(Deniz Çetin)

26 Kasım 2009 Perşembe

Yasaklanmış Sözler

Beni benden aldın yetmedi mi? Al o zaman göz yaşlarım da senin olsun.. Yeter nolur daha fazla incitme beni.. Ikimizde biliyoruz gerçekleri. Ama ne sen anlamaya hazırsın. Ne de ben anlatmaya.. Ağza alınması o yasaklanmış sözleri..

(Deniz Çetin)

23 Kasım 2009 Pazartesi

Sessizlik

Sessizliği yaran bir çığlıktı bu bekleyiş.. Beklemeyi bırakınca anladım. çığlık dinse de sessizlik bitmezmiş...

(Deniz Çetin)

26 Ekim 2009 Pazartesi

Haykırmak...

Haykırmak istiyorum delice.. Içimde yanan bu ateş korlansin istiyorum... Coşsun bir nehir gibi... Vadilerden aksın.. Ovalardan aksın yarin yüreğine... Aşsın geçilmeyecek engelleri... Ve kararsın gözü.. Salsın yanlarını adağlar eteklerine kadar suya batsın işte batsın... Yankılansın sesi uçurumlarda.. Düşmeden önce geçen son düşünce.. Yârin tatlı kollarıydı.. Birşey kalmadı o da gidince...

(Deniz Çetin)